Nedir.Org *
admin

Goethe Nedir

Johann Wolfgang von Goethe (Özet)

Johann wolfgang von goethe (1749- 1832), alman şair ve yazar. Goethe'nin bir çeşit tanrı olduğunu söyleyenler çıkmıştır. Gerçekten de böylesine güçlü eserler (romanlar, bilimsel denemeler, şiirler, tiyatro oyunları, hattâ desenler) ancak olağanüstü bir zekânın ve inanılmaz bir hayal gücünün ürünleri olabilirdi.

Yüksek bir burjuva ailesinin (babası krallık danışmanıydı) oğlu olarak frankfurt'ta doğan Goethe, çok rahat ve sıkıntısız bir çocukluk dönemi geçirdi. özel öğretmenler yönetiminde tıpkı soyluların çocukları gibi eğitim gördü. Hukukçu olmasını isteyen babasının ısrarları üzerine hukuk doktorası yaptı. fakat danışman olarak weimar prensinin himayesine girince hukuk mesleğini bırakıp bütün zamanını yolculuğa (özellikle italya'ya) ve yazı yazmağa ayırdı.

Genç Wertherin Acıları , roman tarihinde bir dönüm noktasıdır. Acı çeken bir sevgilinin ruh durumlarını anlatan bu kitap, halkın, bunun bir hayal ürünü değil, yazarın itirafları olduğunu öğrenmesi üzerine, gençlere kötü örnek oldu. Çağının bu en çok satan eserindeki romantizm ve ihtiras, aydın alman gençliğini derinden etkilemişti; karşılıksız bir aşka tutulmuş pek çok genç, tıpkı werther gibi intihar etti. Goethe ayrıca trajediler ve daha birçok roman yazdı. ama her şeyden önce bir şairdi.

Goethe Kimdir

Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman hezarfen; edebiyatçı , politikacı , ressam ve doğabilimci. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.
 
Goethe, şiir, drama, hikaye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. ‘Fırtına ve Coşku’ (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında ‘Genç Werther’in Acıları’ adlı eseri ile bütün Avrupa’da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik’in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı’nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.
 
Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet’inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Goethenin Hayatı

Goethe, 28 ağustos 1749'da Frankfurt'da doğdu. Varlıklı bir aileden gelen babası tarafından Aydınlanma düşüncesinin ideallerine göre yetiştirildi. Küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski Yunanca öğrendi, güzel sanatlar ve tiyatroyu tanıdı. 1765'de hukuk eğitimine başladı ancak hastalanıp evine döndü. Din ve mistisizmle tanışması bu dönemdedir. İyileşince, hukuk eğitimini Strasbourg'da tamamladı. Dil üzerine araştırmalar yapan Herder'le dostluk kurdu. Parlak bir gençti Goethe. 1775'de Weimar Dükü tarafından elçilik danışmanlığına atandı ve 1782'de "von" unvanını aldı. 1786'da Roma'ya giderek güzel sanatlar alanında incelemeler yaptı. Sicilya'da ise -ilginçtir- botanikle ilgilendi. Almanya'ya dönüşünden sonra evlendi Goethe. Doğan beş çocuğundan sadece birisini yaşatabildiler. Bu sıralarda Jena kentinde ikamet ediyordu ve Schiller'le de burada tanıştı. Yaklaşık on yıl süren dostlukları sırasında, iki yazar olumlu anlamda birbirini her yönden etkilediler. Siyasi karışıklar ve toplumsal patlamalara, 1805'de Schiller'in ölümü de eklenince çok sarsılan Goethe, Jena'dan ayrıldı. Yaşı da hayli ilerlemişti, köşesine çekildi; yazdı, durmadan yazdı ve hayatının en üretken dönemini geçirdi. 22 Mart 1832'de Weimar'da öldü.

Goethenin Edebiyat ve Müziğe Etkisi

Goethe’nin kendisinden sonra gelen Alman şair ve yazarlara etkisi her yerde geçerliliğini korumaktadır, öyle ki burada, belli ölçülerde kendisi ve eserleriyle uyum içerisinde olan sadece birkaç yazar adlandırılabilmektedir.
 
Romantik dönem’in şair ve yazarları, Fırtına ve Coşku döneminin duygu aşırılığından yola çıkmışlardır. Franz Grillparzer Goethe’yi, birçok kez kendine örnek almıştır ve bununla, estetik alışkanlıkların yanı sıra her türlü siyasi Radikalizm (Köktencilik) karşısında temkinli duruşunu sergilemiştir. Friedrich Nietzsche tüm hayatı boyunca Goethe’ye hürmet etmiştir ve özellikle halefi olarak, bunu Hıristiyanlığa ve Almanya’ya ilişkin kuşkucu davranışlarında ortaya koymuştur. Hugo von Hoffmanstahl 1922 yılında şunları yazmıştır: “Goethe, eğitim temeli olarak tüm kültürü teşkil etmektedir” ve “Goethe’nin düzyazıdaki sözlerinden, bugün belki tüm Alman Üniversitelerinden olduğundan daha fazla okuma geleneği türeyecektir.”. Goethe’nin eserlerine ilişkin birçok makale kaleme alınmıştır. Thomas Mann ise Goethe’ye karşı yoğun sempati duymuştur. Sadece yazar kimliğine değil, aynı zamanda tüm alışkanlıkları ve karakter özelliklerine hayran kalmıştır. Thomas Mann da Goethe hakkında makale ve denemeler yazmıştır ve 1932 ile 1948 yıllarındaki Goethe-yıldönümü kutlamalarına ilişkin can alıcı konuşmalarda bulunmuştur. Lotte in Weimar isimli romanında Goethe’yi yaşatmıştır ve Doktor Faustus adlı romanla Faust serilerini yeniden ele almıştır. Ulrich Plenzdorf, Die neuen Leiden des jungen Werthers (Genç Werther’in Yeni Acıları) romanında, 1970’li yıllarda Almanya’daki Werther denklemini yeniden kurgulamıştır.
 
Goethe’nin sayısız şiiri, şairin sanat şarkılarının gelişmesine destekte bulunması suretiyle, -özellikle 19. yy bestecileri tarafından- bestelenmiştir.
 
Müzikal anlamda en yaratıcı Goethe yorumcusu, aralarında popülerliğe ulaşmış olan Heidenröslein, Gretchen Çıkrık Başında (Gretchen am Spinnrade) ve Gürgen Kralı (Erlkönig) adlı şiirlerin bulunduğu, yaklaşık 80 Goethe bestesiyle Franz Schubert olmuştur. Goethe ile kişisel olarak tanışan Felix Mendelssohn Bartholdy, İlk Cadılar Bayramı (Die erste Walpurgisnacht) baladını bestelemiş, aynı şekilde Hugo Wolf da Wilhelm Meister ve Doğu-batı Divanı’ındaki (West-östlicher Divan) diğer şiirleri ele almıştır.

Goethe Eserleri (Seçmeler)

Goethe’nin sık aralıklarla başlayıp da bazen on yıl ara verdiği; çoktan basıma girmiş olan önemli çalışmaları ve ilk defa yıllar sonra basılan, tamamlanmış bazı çalışmaları olmak üzere önemli türde birçok eseri olmuştur. Bu nedenle bazen, oluşum zamanına göre eserlerinin tarihlerini belirlemek zordur. Aşağıda verilen eser listesi, (tahmin edilen) oluşum zamanlarına göre sıralanmaktadır.

Goethe Dramaları

 Sevgilinin Keyfi (Pastoral)-(Die Laune des Verliebten), başlangıç 1768, yayın 1806
 Suça Katılanlar (Komedi)-(Die Mitschuldigen), başlangıç 1769, yayın 1787
 Demir Elli Götz von Berlichingen (Drama, çeviren: Ahmet Adnan,1933)-(Götz von Berlichingen mit der eisernen Hand),1773
 Ein Fastnachtsspiel vom Pater Brey, 1774
 Jahrmarktsfest zu Plundersweilern, 1774
 Götter, Helden und Wieland (Piyes), 1774
 Clavigo (Trajedi), 1774
 Egmont (Trajedi), başlangıç 1775, yayın 1788
 Erwin und Elmire (Müzikal piyes), 1775
 Die Geschwister. Ein Schauspiel in einem Akt, 1776
 Stella. Ein Schauspiel für Liebende, 1776
 Der Triumph der Empfindsamkeit (Dram), 1777
 Proserpina (Monodram), 1778/1779
 Iphigenie auf Tauris (Drama), düzyazı 1779, yayın 1787
 Torquato Tasso (Drama), başlangıç 1780, yayın 1790
 Faust. Bir Fragman (Faust. Ein Fragmant), 1790
 Büyük Cophta (Komedi)- (Der Groß-Cophta), 1792
 Yurttaş General (Komedi)- (Der Bürgergeneral), 1793
 Faust. Bir Trajedi (Faust’un ilk bölümüne uygun- çeviren: Seniha Bedri Göknil, 1935) / (Faust. Eine Tragödie), başlangıç 1797, bu başlık altında ilk olarak 1808 yılında yayımlandı.
 Muhammed, Voltaire’in Trajedi Çalışması ve Çevirisi (Mahomet, Übersetzung und Bearbeitung von Voltaire), 1802
 Die naturliche Tochter (Trajedi), 1803
 Pandora (Piyes), oluşum 1807/08, yayın 1817
 Faust 2 (Faust’un 2. bölümü), 1832

Goethe Romanları ve Öyküleri

 Genç Werther’in Acıları (Mektup roman, çeviren: Nurullah Ataç, 1930)-(Die Leiden des jungen Werthers), 1774
 Wilhelm Meister’in aktörlüğü, rejisörlüğü ve sahne şairliği (Roman), başlangıç 1776, yayın 1911
 Alman Göçmenlerin Sohbetleri (öykü)- (Unterhaltungen deutscher Ausgewanderten)
 Öyküler (Novelle ), başlangıç 1797
 Wilhelm Meister’in Seyahat Yılları (Roman)- (Wilhelm Meisters Wanderjahre), başlangıç 1777, yayın 1821
 Gönül Yakınlıkları (Roman)- (Die Wahlverwandschaften), 1807

Goethe Destanları

 Reineke Fuchs (Fabl), 1794
 Hermann und Dorothea (Destansı şiir, altı vezin ölçümlü), 1798

Goethe Şiirleri

 1771: Mailied
 1774: Prometheus
 1774/1775: Vor Gericht (Şiir)
 1777: An den Mond
 1782: Gürgen Kralı (Balad, çeviren: Musa Aksoy)- (Der Erlkönig)
 1797: Hazine Avcısı (Balad)- (Der Schatzgräber)
 1799: İlk Cadılar Bayramı (Balad, Felix Mendelsohn Bartholdy tarafından, Soli, Koro ve Orkestra eşliğinde bir Kantat olarak bestelenmiştir.)
 1815: Totentanz
 1822: Dem aufgehenden Vollmonde (Şiir, Dornburg 25 Ağustos 1828)
 
Şiir koleksiyonları ve epigram derlemeleri
 Roma Ağıtları (çevirmen: Ahmet Cemal, yayın 1996)- (Römischen Elegien)
 Venezianische Epigramme, 1790
 Xenien (Epigram, Friedrich Schiller ile ortak), yayın1796
 Doğu-batı Divanı (çevirmen: Senail Özkan, 1948)- (West-östlicher Divan), yayın 1819, gelişme 1827

Goethenin Estetik ve Felsefe çalışmaları

 Maximen und Reflexionen, 1833 (ölümünden sonra yayımlanmıştır.)
 Über den Dilettantismus (Fragman, Friedrich Schiller ile ortak), 1799
 Über Kunst und Altertum (6 Cilt, Johann Heinrich Mayer ile ortak), 1816–32

Goethenin Otobiyografi Çalışmaları

 Hayatımdan. Edebiyat ve Hakikat (Otobiyografik Çalışma, 4 Cilt)- (Aus meinem Leben. Dichtung und Wahrheit),1811–33
 İtalya Seyahati (Gezi Yazısı, çevirmen: Göknil Seniha Bedri, 1955)- (İtalienische Reise), 1816/17
 Kampagne in Frankreich (Rapor), 1822

Goethenin Doğa bilimi çalışmaları

 Über den Granit, 1784
 Über den Zwischenkiefer der Menschen und Tiere, 1786
 Beiträge zur Optik (Deneme, 2 Cilt),1791/92
 Renk Teorisi (Tez)- (Zur Farbenlehre), 1810
Goethe’nin tabiat anlayışına uygun olan araç, gözlemleme olmuştur. Mikroskop gibi araç ve gereçlere şüpheyle yaklaşarak şunları dile getirmiştir: “İnsanoğlu kendi kendisine ve kendisi için, zihinsel duyarlılığını kullandığı sürece, en büyük ve en muhteşem araçtır ve deneylerin adeta insandan soyutlandırılmış olması, fiziğin en büyük felaketidir. Suni araçların gösterdiği şeye, doğanın gücünün yetebildiğini sınırlandırarak ve kanıtlamak isteyerek yaklaşması oldukça açıktır.” Goethe, insanı da içerisine dâhil eden tüm ilişkisi kapsamında doğayı tanımaya gayret göstermiştir. Bu sıralarda bilimin kullanmaya başladığı soyutlanmaya karşı, nesnelerin buna bağlı olarak gitgide soyutluk kazanmasından dolayı, kuşkulu bir şekilde yaklaşmıştır. Ancak Goethe’nin deneyimleri modern doğa bilimi ile bağdaşmamaktadır.
 
Goethe’nin doğa bilimi uğraşıları, Faust dizisi, Die Metamorphose der Pflanzen (Bitkilerin Morfolojik Yapısı) ve Gingo biloba eserleri başta olmak üzere, birçok kez edebiyatında yer almıştır.
 
Goethe, canlı doğanın sürekli bir değişim içerisinde olduğunu tasvir etmiştir. Bu yüzden bütün türlerin “Ana Bitki”den (Urpflanze) oluşması gerektiğinden yola çıkarak, birbirinden farklı bitki türlerinin ortak bir temel yapıdan ileri geldiğini ortaya koymak için, ilk olarak Bitki Bilimi (Botanik) alanında araştırma yapmıştır. Daha sonra ise, tek tek çiçekler üzerinde yoğunlaşmış; çiçek kısımları ve meyvelerin, sonunda oluşmuş olan yaprakları ifade ettiğine inanmıştır. Yapmış olduğu gözlemlerin sonuçlarını, Versuch die Metamorphose der Pflanzen zu erklaeren (Bitkilerin Morfolojik yapısını açıklama denemesi) adlı dergisinde yayımlamıştır (1790). Goethe, 1780 yılında Anatomi alanında, Anatomi profesörü Justus Cristian Loder ile ortak çalışarak, insan embriyosundaki (zannedilen) ara çene kemiğini keşfetmesiyle büyük bir coşku yaşamıştır. . O zamana kadar sadece memeli hayvanlarda ortaya çıkan ara çene kemiği, insanlarda doğumdan önce, çevreleyen üst çene kemiği ile birleşmektedir. Goethe’nin insanlarda ortaya çıkardığı bu kanıt, -bilim insanları tarafından reddedilen- hayvanlar ile olan akrabalığın önemli bir belgesi olmuştur.
 
Goethe, 1810 yılında yayımlanan Renk Teorisi (Farbenlehre) adlı eserini, temel bilimsel doğa çalışması olarak ele almıştır ve birçok eleştirmene karşı, buna ilişkin ortaya attığı tezlerini ısrarla savunmuştur. Yaşlılığında ise, bu çalışmalarının edebi eserlerinden çok daha fazla değere sahip olduğunu dile getirmiştir. Goethe, kanıtlamasında Isaac Newton’a Renk Teorisi çalışması ile karşı çıkarak, beyaz ışığın farklı renkteki ışıklardan meydana geldiğini ortaya koymuştur. Kendi gözlemlerinden sonuca vararak, ışığın bölünemez bir birim olduğunu ve renklerin, açık ve koyunun, aydınlık ve karanlığın birleşiminden, hatta bulanık bir ışığın da aracılığı ile oluştuğuna inanmıştır. Örneğin güneş, önüne bir sis tabakası yayıldığında kızıl ışıklar saçmaktadır ve etrafı karanlık düşürmektedir. Bu olayın Goethe döneminden daha önce, Newton’un teorisi ile açıklandığı ortaya koyulmuştur. Renk Teorisi, çoktan bilim dünyası tarafından reddedilmiş olsa da kendi özünde o dönemden sonraki çağdaş ressamları, özellikle Philipp Otto Runge’yi etkilemiştir; buna ilişkin olarak Goethe, Renk Psikolojisi’nin temelini oluşturmayı başarmıştır.
 
Goethe, Jeoloji (Yer Bilimi) alanında öncelikle, ölümünde 17.800’ün üzerinde taşın bir araya geldiği mineral-koleksiyonunun oluşumunu ele almıştır. Kütle türlerinin somut bilgisi konusunda ise, yeryüzünün maddesel niteliğine genel kanılar getirmek ve yeryüzü tarihine uzanmak istemiştir. Kimya araştırmalarının taze bilgilerini büyük bir ilgi ile takip etmiş ve Jena Üniversitesindeki yetkileri çerçevesinde, bir Alman Üniversitesinde ilk kimya bölümünü kurmuştur.

Goethe Eserlerinin Kronolojisi

Goethe toplumsal ve teknolojik ilerlemeye, insanlık erdemlerini yadsımadan doya doya yaşamaya inanıyordu. Kafka, Goethe'yi "hayat üzerine söylenebilecek olan her şeyi söyleyen biri" olarak tanımlamaktadır. Bununla, onun yapıtlarındaki ayrıntı fazlalığına ve felsefi derinliğe dikkat çekmektedir.[3]
 1771: Heidenröslein, şiir
 1773: Prometheus, şiir
 1773: Götz von Berlichingen, drama
 1774: Genç Werther'in Acıları, roman
 1774: Der König in Thule, şiir
 1775: Stella, tragedya
 1782: Der Erlkönig, şiir
 1787: Iphigenie auf Tauris, drama
 1786: Novella, öykü
 1788: Egmont, drama
 1790: Bitkilerin Metamorfozu, bilimsel deneme
 1790: Torquato Tasso, drama
 1790: Römische Elegien, şiir koleksiyonu
 1793: Mainz Kuşatması, düz yazı
 1794: Reineke Fuchs, fabl
 1795: Das Märchen (Yeşil Yılan ve Güzel Lily), peri masalı
 1794–95: Unterhaltungen deutscher Ausgewanderten, peri masalları içeren öykü Das Märchen
 1795–96 (Friedrich Schiller ile ortak yapıt): Die Xenien, epigram toplaması
 1796: Wilhelm Meisters Lehrjahre, roman
 1797: Der Zauberlehrling, şiir; Fantasia Film tarafından animasyon haline getirilmiştir.
 1798: Hermann ve Dorothea, destansı şiir
 1798: Die Weissagungen des Bakis
 1798/01: Propyläen, periyodik
 1803: Die Natürliche Tochter, Fransız devrimi üzerine bölümler içeren oyun
 1805: Winkelmann
 1808: Faust, Dramanın ilk parçası
 1809: Die Wahlverwandtschaften, roman
 1810: Renklerin Teorisi, Bilimsel yazı
 1811–1830: Aus Meinem Leben: Dichtung und Wahrheit, 4 parçalık otobiyografik çalışma
 1813: Bulgu, şiir
 1817: İtalya Seyahati, gezi yazısı
 1819: Divan.
 1821: Wilhelm Meisters Wanderjahre, oder Die Entsagenden (Wilhelm Meister's Journeyman Years, or the Renunciants/Wilhelm Meister's Travels), roman
 1823: Marienbad Ağıtı, şiir
 1832: Faust, drama
 1832/33: Nachgelassene Schriften
 1836: Goethe ile Sohbet

Goethenin Sözleri

 A
 Aşağı düzeydeki yaratıkların zekâsını yalnız açlık keskinleştirir. Tok bir hayvan korkunç aptaldır.
 Anlamayacaklara anlatma sakın bilebileceğin en güzel şeyleri.
 Ancak az şey bildiğimiz zaman bilgimizden emin olabiliriz. Kuşku, bilgi arttıkça artar.
 Ana-baba iyi terbiye almışlarsa çocuklar da terbiyeli olur.
 Ahlaka aykırı unsurlar, hislerimizi rahatsız etmeyecek şekilde dile getirildikleri zaman bunları gülünç buluruz.
 Aşkım için her şeyden vazgeçerim; fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim.
 Açlık, en akıllı balıkları bile oltaya getirir.
 Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.
 Aşk imkânsız olan birçok şeyi mümkün kılar.
 Adettir, babanın topladığını oğlu saçar.
 Almanların teker teker saygıya değer insanlar oldukları; ama bir araya geldiklerinde kötüleştikleri aklıma geldikçe derin bir acı duyarım.
 
 B
 Baskı ve şiddet yalnızlıktan doğar, karakter dünyanın fırtınaları ve dalgaları arasında şekil alır.
 Başkalarına kendimizden söz etmek gayet doğaldır; başkalarının kendileri hakkında söylediği şeyleri, onların kast ettiği biçimde anlamaksa bir kültür meselesidir.
 Başlangıçta eylem vardı. (Faust)
 Bazı kusurlar bir insanın var oluşu için gereklidir. Eski dostlarımızın bazı tuhaf özellikleri ortadan kalkmış olsa bu hoşumuza gitmezdi.
 Bazen "gezegenimiz evrenin tımarhanesi mi" diye düşünmeden edemiyorum.
 Bilgi arttıkça huzursuzluk da artar.
 Bir adamda azim olmazsa bilgisi ölüdür.
 Bir insanı tanımak için neyi gülünç bulduğundan daha iyi bir gösterge olamaz.
 Bir tartışma sırasında, kızdığımız anda gerçek için uğraşmayı bırakır, kendimiz için uğraşmaya başlarız.
 Bir yetenek sükunet içinde meydana gelir, karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.
 Biraz daha ışık.Son sözleri
 Orijinali:Mehr Licht! Bize teşekkür borcu olan biriyle karşılaştığımızda hemen bunu düşünürüz. Teşekkür borçlu olduğumuz ve bunu hiç aklımıza getirmediğimiz kişilerle ise ne kadar sık karşılaşırız?
 Bizi kimse aldatamaz; kendi kendimizi aldatırız.
 Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir.
 Büyük tutkular umutsuz birer hastalıktır. Onları tedavi edebilecek olan şey, onları gerçekten tehlikeli hale de sokabilir.
 Büyük insanlar dağa benzerler; yaklaştıkça onların büyüklüğü ve önemi ortaya çıkar. Küçük insanlarsa serap gibidirler; yaklaştıkça ne kadar değersiz ve sahte oldukları ortaya çıkar.
 Bilgece cevap istiyorsan akıllıca soru sor.
 
 Ç
 Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.
 Çelişki ve dalkavukluk; ikisi de sohbetin değerini düşürür.
 Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim.
 
 D
 Dünya o kadar büyük ve zengin ki, yaşam da öylesine çeşitli ki insan her zaman bunlardan şiir çıkarma fırsatını bulabilir. Ama her şiirin bir durumdan doğması gerekir, yani şiirin maddesi gerçek olmalıdır. Hiçbir şey üzerine dayanmayan bir şiirin iyi olacağını sanmıyorum.
 Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır.
 Duyduğumuz şeyleri başkalarına anlatırken onları tahrif etmemizin nedeni zaten başta tam anlayamamış oluşumuzdur.
 Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur.
 Deliler ve akıllılar aynı derecede zararsızdırlar. Yalnız yarı delilerle yarı akıllılar çok tehlikelidir.
 Değerli kişileri etrafına toplamayan bir hükümdar bence ordusuz bir komutan gibidir.
 Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir.
 
 E
 En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir.
 En huzurlu toplumlar, üyeleri arasında karşılıklı güler yüz ve saygının eksik olmadığı toplumlardır.
 En iyi yönetim kendi kendimizi yönetmeyi bize öğretebilecek yönetimdir.
 Eğer bir insan kendi karakterine aykırı davranırsa ‘Fazla zamanı kalmadı’ diye yorumlarız bunu.
 Eğer Tanrı başka türlü olmamı isteseydi, beni başka türlü yaratırdı.
 
 F
 Faydasız bir hayat erken bir ölümdür.
 
 G
 Geleceğe bakmayı severiz çünkü önümüzde şekilsizce uçuşmakta olan olaylara dilediğimiz gibi şekil vermek isteriz.
 Gerçeğin gücü ile yaşadığım sürece kainatı bile fethedebilirim.
 Gezegenimiz evrenin tımarhanesi...
 Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşmanız gerekmez.
 "Gönlünü, ne kadar büyük olursa olsun, O görünmez nesneyle doldur. Yüreğin mutluluktan dolup taşınca, Ona istediğin adı ver; Mutluluk, Sevgi, Gönül, Işık, Tanrı… İsim gürültüden başka birşey değildir. Göklerin ihtişamını bizden gizleyen bir sistir…"

 H
 Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır.
 Hatalarımızın yüzümüze vurulmasından , bunlardan ötürü cezalandırılmaktan rahatsız olmayız, sabırla bunların acısını çekeriz; ama kendimizi bu hatalardan arındırmamız gerektiğinde sabrımız ortadan kalkar.
 Hangi kusurlarımızı muhafaza edip, kendi içimizde dizginleyebiliriz? Diğerlerine zarar vermektense, onların hoşuna gidenleri.
 Hastalıklı bir topluma uyum sağlamak demek, sağlıklı olmak demek değildir.
 Herkes kendi işini görse, toplumun bütün işleri düzgün gider.
 Herşey daha önce düşünülmüştür,fakat asıl sorun bunu tekrar düşünebilmektir.
 Hiçbir gerçek, onu görmemeye çalışmaktan daha acı verici değildir.
 Hiçbir şey, zevkten yoksun bir hayalgücünden daha korkunç değildir.
 
 İ
 İnsanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar.
 İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.
 İnsanları birleştiren duygular, ayıran ise fikirlerdir.
 İnsanların ne kadar kötü olduğunu görmek beni şaşırtmıyor, fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum.
 İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir.
 İnsan kendini yalnızca insanda tanır.
 İyi bir karın mı olmasını istiyorsun? Öyleyse tam bir koca ol!
 İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.
 İnanç yaşamın gücüdür.
 İnsan kendini yalnızca insanda tanır.
 
 K
 Kalp ne ile doluysa, dudaklardan o dökülür gider.
 Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.
 Kardeşlerimi tanrı yarattı ama dostlarımı ben buldum.
 Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur.
 Kalabalık bir toplantıda olup da, bunca insanı bir araya getiren şansın kendi dostlarımızı da bir araya getirmesi gerektiğini düşünmeden edemeyiz.
 Kendine hükmetmeyen uşak kalır.
 
 M
 Malını kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.
 Mantıklı insan sık sık gülünecek bir şey olmadığı halde güler. Onu kışkırtan her ne olursa olsun, verdiği tepki kendi iç huzurunu ifade eder.
 Mezardakilerin pişman olduklari şeyler için, dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!
 Mutlu insanlar tanıdım, bunlar sadece ne iseler o oldukları için mutluydular.
 
 N
 Niye ki bu bitmek bilmez yaratılış,
 Yok olacaksa bir gün her yaratılmış! (Faust)
 Ne kadar yalıtılmış bir yaşam sürerseniz sürün, haberiniz bile olmadan ya borçlu ya da alacaklı olursunuz...
 
 P
 Pusulanın sana doğru yol göstermesini mi istiyorsun , öyleyse onu yanındaki mıknatıslardan koru.
 Paranı yitirdin, hiçbir şey yitirmedin. Çalışır kazanırsın. Onurunu yitirdin, çok şey yitirdin. Ama onu da çalışıp kazanabilirsin. Fakat umudunu yitirirsen, hayattaki herşeyini yitirirsin.
 
 S
 Sağduyu, insanlığın dehasıdır.
 Sağduyulu bir insan hemen hemen her şeyi gülünç bulur; bilge insansa hemen hemen hiçbir şeyi.
 Saldırganca aptallık kadar kötü bir şey yoktur.
 Samimi olmayı vaadedebilirim, tarafsız olmayı asla.
 Sanatçılar ve zanaatkarlar, bir insanın, tamamen kendine mahsus olan şeyleri bile kendine mal edemediğinin en açık kanıtını sunarlar. Sanatçının çıkardığı işler, doğduğu yuvayı terk eden kuşlar gibi elinden kaçıp giderler.
 Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.
 Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen, sevmiyor demektir.
 Sevincin bir acı yanı, acının da bir sevinçli yanı olmalıdır.
 Söylenen her söz karşıtını kışkırtır.
 
 T
 Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istek.
 Tutkular itiraf edildiklerinde hem şiddetleri artar, hem de yatışırlar. Sevdiklerimize söylediklerimiz ve söylemediklerimiz arasında bulunacak bir orta yol, belki de başka hiçbir alanda bu kadar arzu edilir bir şey değildir.
 Tutkularımız; ya birer kusur ya da birer erdemin daha şiddetli halleridir.
 Tutkularımız gerçek anka kuşlarıdır. Eskisinin küllerinden bir yenisi doğar.
 Tanrılar bir şarkı için biz o şarkıya dönüşünceye kadar, bizden ne çok bedel alırlar!
 
 U
 Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur.
 Uzun süre konuşup da dinleyicilerine yaltaklanmayan kişi, hoşnutsuzluk uyandırır.
 
 Ü
 Üç bin yılın hesabını görmeyen karanlıkta yolunu bulamaz, körü körüne yaşar ancak!
 
 Y
 Yapabilirsiniz. Çünkü yapmalısınız!
 Yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar. Karakter ise dünyanın fırtınaları içinde.
 Yanlışlıklar denizine gömüldüğü halde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir.
 Yaşlı bir adam hala genç kadınlarla ilgilendiği için kınanınca şöyle demişti: ‘ Bir insanın kendini gençleştirmesinin tek yolu budur ve bunu yapmayı herkes ister.’
 Yüz çeşit şeyi yarım bilmektense bir şeyi tam bilip uygulamak insanı daha iyi yetiştirir.
 Yaşamak, kendi kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak etinden kemiğinden kendi heykelini yapmaktır.
 Yaşamımda, fethettim evreni, doğruluğun kudretiyle.(Faust)

Kaynakça

 Goethe-Institut
 Wıkipedia Wolfgang von Goethe
 Johann Wolfgang von Goethe -- Britannica Student Encyclopedia

Goethe Resimleri

  • 0
    Goethe 8 ay önce

    Goethe

  • 0
    Goethe 8 ay önce

    Goethe

  • 0
    Goethe 8 ay önce

    Goethe

Goethe Sunumları

Goethe Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Goethe Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
İlgili Yazılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz